ÜYE OL ÜYE GİRİŞİ
ÜYE OL ÜYE GİRİŞİ
Yaralarımızı Yarıştırmadan Yan Yana Durabilir Miyiz?
Hiç duydunuz mu böyle bir cümleyi?
"Senin çocuğun daha hafifmiş."
 
Bu cümle, bir annenin başka bir anneye kurduğu, kelimelerden daha ağır bir duvar. Özel gereksinimli çocuklarımızın olduğu bir dünyada, birbirimize sığınacağımıza, birbirimize duvar oluyoruz bazen.
 
Zaten dışarıda çok kalabalık bir yalnızlık bekliyor bizleri. Parkta çocuklarımızın bakışlara maruz kalışı, markette anlam verilemeyen çığlıkların ardından gelen fısıltılar, öğretmenin anlayışsızlığı, komşunun “Allah beterinden korusun” deyip iç çekişi… Hepimiz bu filmin farklı sahnelerinde oynadık. Ama asıl yıkım, aynı filmi birlikte izlediğini sandığın kişilerden gelince oluyor.
Kendi gibi bir çocuk sahibi sandığın o annenin, gözlerinin içine baka baka “Ama sizinki konuşuyor, bizimki hiç tepki vermiyor” demesi… Ya da “Siz yine şanslısınız, bizimki altına yapıyor hâlâ” diyerek acıları kıyaslaması…
 
Sanki bu bir yarışmış gibi. Sanki birimizin acısı daha haklıysa diğerimizin ki hükmünü kaybediyormuş gibi.
 
Ötekileştirilmek sadece ‘biz’ ve ‘onlar’ arasında olmuyor. Bazen ‘biz’ dediğimiz yer bile bize dar geliyor.
 
Kimi çocuğu konuşabiliyor ama sosyal kuralları anlamıyor. Kimi hiç konuşmuyor ama gözlerinin içine bakınca her şeyi anlatıyor. Kimisi otizmli, kimisi Down sendromlu, kimisi adı konmamış bir tanının gölgesinde. Ama bir ortak noktamız var: hepimiz yaralıyız. Hepimiz gece sessiz ağlıyoruz. Hepimiz sabah yüzümüze gülümseme maskesi takıp dış dünyaya karşı dimdik durmaya çalışıyoruz.
Ama sonra bir annenin diğerine “Sizinki normal okula gidiyor mu? Bizimki mümkün değil, çok zor bir çocuk” demesiyle bu maskeler paramparça oluyor.
 
Ne ara böyle olduk?
Ne ara dertleri yarıştıralım dedik?
Ne zaman empatiyi unuttuk?
 
Belki de sistemin, toplumun bizi parçalara ayıran dili içimize işlemişti.
“Daha hafif vakalar, daha ağır vakalar…”
“Eğitime uygun olanlar, olmayanlar…”
 
Biz bile kendi çocuklarımızı o kategorilere sıkıştırıp, birbirimize mesafeler koyduk. Ama unuttuk:
Her çocuğun kendine ait bir dili var. Her annenin kendi yükü.
Ve kimse kimsenin gecesini, uykusuzluğunu, çaresizliğini tam olarak bilemez.
 
Şimdi buradan sesleniyorum tüm özel çocukların annelerine, babalarına, kardeşlerine:
Yaralarımızı yarıştırmak yerine birbirimizin yarasına merhem olalım.
Aynı acıyı yaşıyoruz, belki farklı cümlelerle. Aynı korkuları taşıyoruz, belki farklı tonlarla.
Siz de çocuğunuzun “normale” uyması için ne kadar çabaladınız biliyorum. Ben de denedim. Ama artık biliyorum: onun gibi olması gereken tek şey, kendi gibi olması.
Ve benim gibi olması gereken tek şey, önce kendime ve sonra size merhametle yaklaşmak.
 
Gel artık yan yana duralım.
Ağlarken birbirimize sarılalım.
“Seninki daha şanslı” demek yerine, “Sen de çok yoruldun” diyelim.
Çünkü biz birbirimizi ötekileştirdikçe, çocuklarımız da yalnızlaşıyor.
 
Ve unutmayalım:
Birbirimize kenetlenirsek, belki bu dünya çocuklarımız için daha az acımasız olur.

EBK Ailesi