ÜYE OL ÜYE GİRİŞİ
ÜYE OL ÜYE GİRİŞİ
Tek Sıfatınız “Otizmli Ailesi” Değil

Çocuğunuzun adı “otizmli” değil.

Sizin adınız da “otizmli annesi” ya da “otizmli babası” değil.
Ama eğer zihninizde “otizm” kelimesini büyütür, her bakışı, her durumu, her cümleyi onun içinden okursanız, bir süre sonra bu sıfatın içine hapsolmanız kaçınılmaz olur.

Otizmle yaşamak kolay değil.
Bunu hepimiz biliyoruz.
Zorlukları çoğu zaman çocuğun farklılığından değil, toplumun bilgisizliğinden, sistemin körlüğünden, anlayışsız bakışlardan geliyor.
Ve bu yük omuzda birikirken, fark etmeden bazı eğilimler gelişir.

“Ne kadar acındırırsam, o kadar destek görürüm.”
İşte bu cümle, fark etmeden yerleşebilen tehlikeli bir zihinsel tuzak.
Çünkü çevreden ilgi, destek, anlayış beklemek elbette doğaldır. Ama bunu sadece acı üstünden almak… zamanla sizi kendi hikâyenizin içinde figüran haline getirir.

Siz sadece bir etiket değilsiniz.
Siz hâlâ düş kuran, kahkaha atan, sinirlenen, umutlanan, yarım kalmış planları olan bir insansınız.
Siz hâlâ bir eşsiniz. Hâlâ bir arkadaş, bir evlat, bir meslek sahibisiniz.
Otizmli çocuğunuz var diye, bu kimliklerin hepsini rafa kaldırmak zorunda değilsiniz.
Hatta kaldırmamalısınız. Çünkü bir çocuğun en çok ihtiyacı olan şey, kendine ait bir hayatı olan güçlü bir ebeveyndir.

Kendi hayatınızdan vazgeçmeyin.
Kendinize bir kahve ısmarlayın.
Eski bir arkadaşla buluşun.
Yeni bir şey öğrenin.
Ara ara “ben kimdim?” diye hatırlayın.
Çünkü bu yalnızca bir “bakım” meselesi değil. Bu, kimliğinizi koruma meselesidir.

Algıyı değiştirin, yük hafifler.
Otizm = dram.
Otizm = yük.
Otizm = mahvolmuş bir hayat.
Bu denklem toplumun size dayattığı şey olabilir. Ama siz kabul etmek zorunda değilsiniz. Çünkü bu denklem yanlış.
Otizmli çocuklar, gelişebilir.
Aileler, dönüşebilir.
Toplum bile değişebilir — evet yavaş, ama olur.
Ama bu sadece siz rolünüzü kabullenmez, kimliğinizi teslim etmezseniz olur.

Seçmeniz gereken yön başka bir yerde.
Yol ayrımındasınız.
Ya “yardım edilmeye muhtaç aile” rolünde kalır, her defasında kendinizi tanıtmak ve kanıtlamakla uğraşırsınız.
Ya da “çocuğunu tanımış, kabul etmiş, ama kendi kimliğinden de vazgeçmemiş bir birey” olarak yürürsünüz.
İkincisi daha zor.
Ama daha gerçek.
Ve daha sürdürülebilir.