Merhaba Otizm,
Ben Hamza’nın ablasıyım.
Adını ilk duyduğumda birkaç doktorun konuşmasında, birkaç kitapta geçmişti. Ama seni asıl annemizi kaybettikten sonra anlamaya başladım. Çünkü o zaman Hamza’nın gözlerinde karşılaştım seninle. Hiç konuşmadan, bir sürü şey anlatıyordu. Sessizdi ama çok netti.
Otizm, seninle beraber hayatı yeniden öğrendim. Sabretmeyi, mücadele etmeyi, en ufak bir gelişmenin nasıl bir kutlamaya dönüştüğünü gördüm.
Hamza hiç yalnız kalmadı çünkü hep yanındaydım. Hem ablası oldum hem öğrencisi. Bana farklı bir yerden bakmayı, dinlemeyi, kalıpların dışına çıkmayı öğretti.
Zorlandık mı? Evet. Markette bekleyememesi, birden tepkiler vermesi, ağlamaları…
Eskiden sadece “sorun” sandığım şeylerin aslında onun bu dünyaya verdiği yanıtlar olduğunu fark ettim. Meğer farklılık, eksiklik değilmiş. Bazen sadece başka bir güzellikmiş.
Otizm,
Sana kızdığım anlar da oldu. “Hamza neden bu kadar zorlanıyor?” diye kendi kendime çok sordum. Ama sonra onun o derin, sessiz bakışlarıyla karşılaştım. Ve sorularımın cevabını orada buldum.
Sen artık bizim evin bir parçasısın. Sadece Hamza’nın değil, hepimizin hayatına dahilsin. Sofrada varsın, oyunda varsın. Gündelik dertlerimizde bile sen varsın.
Bazen yordun bizi. Ama sevgimizi azaltmadın. Tam tersine, başka bir boyuta taşıdın. Şimdi seni anlatmak bize düşüyor. Çünkü hala seni yanlış anlayan çok.
Senin içinde kocaman bir evren taşıyan çocuklara, sadece “suskun” diyorlar. Ama ben bunu değiştirmek istiyorum. Elimden geldiğince anlatacağım.
Sen bir eksiklik değilsin otizm. Farklı bir dünyasın.
Senin dünyanda sevgi, bildiğimizden başka bir dille konuşuyor. Artık seni sırtımda taşımıyorum. Yanında yürüyorum. Çünkü Hamza’yı anlamak, seni kabullenmekten geçiyor. Ve biliyorum ki bu yolda yalnız değiliz.
Yazan: Ayşe Sonkaya