ÜYE OL ÜYE GİRİŞİ
ÜYE OL ÜYE GİRİŞİ
Benim Minik Ebemkuşağım
Mine Baki bu yazıyı, birlikte yürüdüğü özel bir öğrencisi için kaleme aldı. Kelimeler, yalnızca bir öğretmenin değil; bir kalbin, bir göz temasının ve bir "görülme" anının içinden süzülüyor.
Otizmli çocuklarla kurulan bağın ne kadar derin, ne kadar dönüştürücü olabileceğine dair nadir rastlanan içtenlikte bir tanıklık.

Seni ilk gördüğüm gün, yeryüzündeki tüm uyaranlardan kaçmaya çalışan ürkek bir üveyik gibi avuçlarıma düşmüştün. 

Ne yapacaktın? 
Bilmiyordun!
Ne yapacaktım? 
Bilmiyordum.

Tek ama tek bildiğim sevmek büyüsünün ikimizin de içini ilk günden sarıp sarmaladığıydı. Rengimi bulmuştum. Beni, bize boyadın.

Fakat o orman yeşili gözlerin, muhatabı olmadı gözlerimin. Sanki tüm insanlık suçlarını işleyen benmişim gibi, kara günahlarımı yüzüme vurur gibi bakmıyordun.

"Hak etmiyorsun bu bakışları, çünkü siz, yani diğerleri, ötekini değil aynılığı seviyorsunuz" dercesine bakmıyordun bana. Utanıyordum, utanmalıydım da bu ayıbımdan, ayıbımızdan. Bir devekuşunun kafasını kuma gömdüğü gibi gömmeliydim aynılıkları toprağa...

Önce hak etmeliydim yüzüme bakmanı. Beni görmen için öğrenmeliydim görünür olmayı. Çünkü ben bana benzeyeni gören bir çift gözdüm, seni tanıyana kadar ben hiç ebemkuşağı görmemiştim ki...

Sonrasında dünyandaki tüm renkleri seninle öğrendim. 
Turuncu senin her dokuya dokunmayı reddeden yanındı.
Yeşil her gün bana baksın diye dua ettiğim gözlerin.  
Sarı rüzgarın şiddetine karşı koymaya çalışan saçların.
Kırmızı ise seni kaygılandıran her ne varsa ondan kaçıp bana kocaman sarılışlarındı. 
Ama bir mavin vardı ki, o renk umudun adıydı. O da parmak uçlarında yürür, senin gibi kanat çırpardı. Ürkekti, çekingen ve heyecanlı. Ve biliyor musun? Mavi senin en güçlü yanındı.  
O renk, "öğretmenim " diyordu bana. "Beni çek al, yanına." Mücadele tohumları ektim yollarına, en güçlü yanlarından tuttum, maviliğinden yakaladım seni. Hiç korkma yaslan bana. Okulda, bahçede, sırada. 

Seni tanıdığımda kendi dünyanda ve kozanın içinde, bir dut ağacının yaprağında yaşayan tırtılken, şimdi seni dönüştüren,  geliştiren bir dünya ile tanıştın. Artık kendin gibi özgürlüğe uçan diğer kelebeklerle birlikte, kozanı yırtarak o dut yaprağının üzerindeki yaşamdan kurtulup sonsuz bir empatinin, sonsuz bir etkileşimin, sonsuz bir dostluğun, sonsuz bir oyun dünyasının özgürlüğüne doğru uçan bir kelebek olarak bizi onurlandırıyorsun.

Ve son olarak teşekkür ederim sana, göğsümün en derinine umut fidanı diktiğin için… 

Aslolanın ana odaklanmak olduğunu, bütüne bakarken detayları kaçırmamak gerektiğini hatırlattığın için... 
Bir annenin bebeğini 9 ay karnında büyüttüğü gibi, sana olan inancımı gün be gün büyüttüğün için... 
Her düştüğümü sandığımda kalkmak için bana çok güçlü bir neden verdiğin için…
Ebemkuşağındaki renkler bir spektrum oluştururmuş. Teşekkür ederim sana, bana kafamı kaldırıp gökyüzüne bakmam adına binlerce sebep verdiğin için...
Ve her şeyden önemlisi… Bana, derinlerde bir yerlerde bir kalbim olduğunu tekrar anımsattığın için...

Binlerce kez teşekkür ederim sana. 

Kalbim, spektrumda.