ÜYE OL ÜYE GİRİŞİ
ÜYE OL ÜYE GİRİŞİ
Arkadaş Olabilir Miyiz?
Sen bana “otizmli” dedin. Evet, sen. Normal insan. Ya da biraz daha süslü söyleyeyim: nörotipik insan.
 
Hadi gel, biraz da senden bahsedelim.
 
Sen bana “otizmli” dedin. Bazen “otistik” dedin. Bazen hangisini kullanacağını bilemedin.
 
Beni görünce şaşırdın. Bazen kaygılandın. Bazen öfkelendin.
 
Bana “hasta” dedin. İlaçlar, takviyeler, tedavi yöntemleri araştırdın, iyileşeyim diye.
 
Olmadı, bu sefer “farklı” dedin. Biraz da “tatlı” göstermeye çalıştın. Nazik olmaya çalıştın. Ama samimi değildin.
 
Sen bana “engelli” dedin, ama ne kastettiğini sen de tam bilmiyordun.
 
Bana “deli” dediğin bile oldu. Çünkü bana “deli” demek, seni biraz daha “akıllı” hissettiriyordu. Senin üstünlüğüne “delil” oluşturuyordu.
 
Ama bil bakalım ben ne düşündüm? Hiçbirini. Gerçekten. Hiçbirine takılmadım.
 
Seninle bir farkımız var. Sana bir kamera tutulduğunda hemen saçını düzeltirsin, ceketini çekiştirirsin. Simetrik çıkmak istersin. Gülümsemeyi ayarlarsın. Çünkü senin için önemli olan nasıl göründüğün. Çünkü o fotoğrafta kendini “olduğun gibi” görmeye tahammülün yok.
 
Ben mi? Bakmam bile. Kameranın varlığını bile fark etmeyebilirim. Çünkü o benim için bir “imaj” değil. Ben zaten kim olduğumla varım.
 
Otizm kelimesi ne demek, hiç düşündün mü? “Oto” kökünden gelir. Kendi kendine, otomatik gibi. Kulağa kötü geliyor gibi, değil mi? Ama bence çok yerinde. Ben gerçekten kendi kendime var olabiliyorum. Seninse değer görmeye, takdir edilmeye, sosyal çevreye ihtiyacın var. Yoksa çöküyorsun. Depresyona giriyorsun.
 
Beni “iyileştirmek” isteyenler aslında bunu değiştirmeye çalışıyor. Ben de sana benzer olayım diye uğraşıyorlar. Ama komik olan ne biliyor musun? Benim derdim hiçbir zaman bu olmadı. Bunu kendine dert eden sendin.
 
Arkadaş olabilir miyiz peki? Olurduk. Ama olamıyoruz. Neden mi?
 
Çünkü sen etiketleri seviyorsun ve “arkadaşlık” da senin için bir etiket. Duruma göre değişen, zamanla sönen, bazen menfaatle bağlı bir şey. Benim arkadaşlıktan anladığım ise daha farklı. Vazgeçilmez. Gerçek. Saf. Öz. Birine “arkadaşım” diyeceksem, onun için yüreğimde yer açarım. Her gün aynı olurum ona karşı.
 
Ama sen o yeri sürekli değiştiriyorsun. Bu yüzden biz arkadaş olamıyoruz.
 
Benim alnıma otizmli etiketini sen yapıştırdın. İyi de, gel şimdi sana da birkaç etiket yapıştıralım:
Küstah. Sağlamcı. Bencil. Taşır mısın bunları biraz?
 
Bunları okuyunca seni sevmediğimi sanabilirsin. Yoo… Ben seni tanımıyorum ki. Ne sevgim var sana, ne sevgisizliğim. Nötrüm.
 
Ama şunu kesin söyleyebilirim: Ben senin düşmanın değilim. Zaten senin düşmana ihtiyacın yok. Yüreğinde başkalarına yer açamadığın sürece, senin düşmanın zaten hep sen olacaksın.
Umarım bir gün arkadaş olabiliriz.
 
Umarım bir gün, en saf halinle yanımda durabilirsin.

Bu yazı, otizmli bir birey tarafından değil; bir otizmli çocuğun annesi tarafından, temsili bir anlatı olarak kaleme alınmıştır.